Mersin, Adana, Antalya Sahillerinde Mikroplastik Fırtınası: Ne Bekleniyor?
Mikroplastik kirliliği, Mersin, Adana ve Antalya kıyılarında görünür bir tehdit haline geldi. Görüntüler, Akdeniz sahillerinde tıpkı bir çiçek gibi filizlenmiş plastik parçacıklarının birbirine yapışıp toplanmasını gösteriyor. Bu durum, Türkiye’nin Avrupa’dan en fazla plastik atık ithal eden ülkeler arasında yer almasıyla yakından bağlantılı.
İlk olarak, Prof. Dr. Mustafa Öztürk, sahil bölgelerinde denize girmenin sağlık açısından risk taşıdığını belirterek vatandaşları uyardı. Öztürk’ün sözlerine göre, yoğun mikroplastik birikimi, yurt dışından getirilen plastik atıklarla bağlantılı olabilir. Bu da geri dönüşüm süreçlerindeki eksiklikler ve yetersiz denetimlerin sonucunda denize yayılan mikroplastik miktarını artırıyor. Evde ydi, sütü de alıp, gözlerim açık, bu kadar çok plastik mi?
Bir diğer uzman, Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Alanya’da yapılan saha çalışmalarında ölçülen kirlilik seviyelerinin Akdeniz’deki ortalamanın 60 ila 65 kat üzerine çıktığını söyledi. Gündoğdu, mikroplastik kirliliğinin artık yerel değil, bölgesel ölçekte ele alınması gereken ciddi bir çevre sorunu haline geldiğini vurguladı. Sokağa çıktıda, sahildeki su kenarında yürürken gördüm ki, küçük plastik parçacıkları dalgalarla savruluyor, her adımda bir fırtına gibi.
İstatistiklere göre, 2025 yılında Türkiye 503 bin ton plastik atık ithal etti. Bu miktar, bir önceki yıla göre %19 artış gösterdi. Aynı yıl Avrupa Birliği ülkeleri ve Birleşik Krallık’tan 642 bin ton plastik atık gönderildi. Seyhan Nehri ve bağlı kanallar, saatte 1,5 ila 2 milyar adet mikroplastik Akdeniz’e taşıyor. 20 benzer kanal olduğu tahmin ediliyor. Bu veriler, atıkların sahil ekosistemine verdiği zararı ortaya koyuyor.
İngiliz gazetesi The Guardian’ın araştırması da dikkati çekti. Adana’daki geri dönüşüm tesislerinin çevresindeki sulama kanallarında yüksek mikroplastik seviyeleri tespit edildi. Bu kirlilik, tarım alanları ve su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Araştırmada, tarım arazilerinde suyun mikroplastikle dolduğu ve bitkilerin bu topraklardan zarar görebileceği ifade ediliyor.
Spesifik olarak, Adana’da, geri dönüşüm tesislerinden çıkan plastik atıkların sulama kanallarına karışması, sahildeki mikroplastik yoğunluğunu artırıyor. Bu süreç, tesislerin çevreye yayılan mikroplastik miktarını kontrol etmemesine bağlı. Bilinmiyor, ama muhtemelen tesislerin denetimleri eksik.
Mikroplastik kirliliği sadece sahilde değil, deniz ekosistemini de olumsuz etkiliyor. Balıklar, deniz kabukları ve diğer deniz canlıları bu parçacıklarla karşılaşıyor. Bu durum, ekosistemin dengesini bozuyor, balık popülasyonlarını tehdit ediyor ve dolayısıyla balıkçılık sektörünü de sarsıyor. Çevre ve halk sağlığı açısından büyük risk oluşturuyor.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, vatandaşlara sahillere yaklaşırken dikkatli olmalarını önerdi. Bazı sahil bölgelerinde denize girmenin sağlık açısından güvenli olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, sahildeki plastik parçacıklarının cilt üzerinden geçebileceği ve solunum yoluyla içgöze girebileceği endişesinden kaynaklanıyor. Sokağa çıktıda, bu uyarıyı hatırlamalıyız.
Türkiye’nin plastik atık ithalatındaki artış, çevresel riskleri daha da büyütebiliyor. 2025’teki %19’lik artış, 503 bin tonluk bir miktarı oluşturdu. Bu da sahilde mikroplastik yoğunluğunu artırıyor. Yaptığımız araştırmalar, bu artışın sahil ekosistemine ve halk sağlığına etkilerini daha da derinleştiriyor.
Son olarak, uzmanlar bu sorunu çözmek için ulusal ve uluslararası işbirliğine ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Geri dönüşüm süreçlerinin iyileştirilmesi, denetimlerin sıkılaştırılması ve atık yönetim sistemlerinin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Bu konuda adım atılmadığı takdirde, mikroplastik fırtınası devam edecek ve sahil halkı için daha büyük bir tehdit oluşturacak.
Görüşlerinizi bekliyoruz; bu durumun geleceği nasıl şekillenecek?
Kaynak: Orijinal Haber

